Engin DİNÇ 7 Takipçi | 5 Takip

Engin DİNÇ - Acz-Mendî

2012-10-20 19:29:00

  Aciziz… Rabbin yarattıkları içerisinde hem en acizi hem de en isyankârı bizleriz, biz insanlar… “Yıldızlar ve bitkiler hep secdededirler.”(Rahmân Suresi 6. Ayet) Yaratılanların her biri vazifesini tam olarak yerine getiriyorken biz insanoğlu Allah(C.C.)’a karşı gelmekten hiç de korkmuyoruz. Oysa Rabb’imiz Kur’an-ı Kerim de bize şöyle buyuruyor: “Sizler ne yerde, ne gökte Allah(C.C.)'ın hâkimiyetinin dışına kaçarak kurtulamazsınız. Sizi Allah(C.C.)'tan başka ne koruyan, ne de size yardım eden bulunur.” (Ankebût Suresi 22. Ayet) Allah-u Teâlâ’nın ayetleriyle bizleri uyarmasına rağmen biz onun azabından korkmuyoruz, çünkü o bizim her hatamızı görüp bilmesine rağmen bizlere karşı çok merhametli davranıyor ve bizler için tövbe kapısını daima açık tutuyor. Ceza vermekten sakınıp, tövbe etmemiz için bizim hakaretlerimize, küfürlerimize karşı sabırla yaklaşıyor. Oysa Allah(C.C.) öylesine güçlü ve büyüktür ki onun gücünün ve büyüklüğü bizim aklımızın almayacağı kadar, hayallerimize sığmayacak kadardır. Onu tüm sınırlardan ve çerçevelerden tenzih ederim… Kıyamet alameti olarak bildirilenler günümüzde teker teker gerçekleşmektedir. Buna rağmen Rabb’in varlığını kabul etmeyenler, Darwin teorilerine inanıp da Hâkk’a hakaret edenlerin sayısını gördükçe Rabb’in merhametinin ne de geniş olduğunu, ne engin olduğunu görüyorum, gördükçe de bir kez daha âşık oluyorum O(C.C)’na… Kelam-ı Kadim olan Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini reddederek, Allah(C.C.)’ın varlığını inkâr edenler. İşte onlar büyük cezaları hak edecek... Devamı

Engin DİNÇ - İman ve Ateizm

2012-10-14 21:35:00

  Bir ateist arkadaşım var. Bana sürekli âlemin nasıl var olduğunu, büyük patlamayı, kâinatın oluşumunu anlatıp duruyor. Lakin inancı gereği her şeyi bilimle açıklama çabasında olduğundan bilimsellik yani maddesellik dışı bir soru sorduğumda ise buna cevap veremiyor hemen saldırıya geçiyor. Büyük patlamayı anlatıyorken sordum: “Tamam gaz bulutu oluştu ve o bulutun patlamasıyla da evren oluştu. Peki, o gaz bulutunu kim oluşturdu?” Cevap veremedi. Tek diyebildiği: “Biz araştırıyoruz, keşfediyoruz. Siz Allah yaptı deyip geçiyorsunuz.” Oysa en büyük ilim kitabı, dünyanın nasıl yaratıldığının da yazılı olduğu bir kitap Kur’an-ı Kerim… O, Allah(C.C.) varlığı hakkında şüpheci olup, onunla dalga geçmeyi çok seviyor. Oysa ne büyük bir kayıpta ne büyük bir zararda olduğunun farkında bile değil. Farkında olmadığı gibi anlatmaya çalıştığımda da beni dinlemiyor, inanç sahibi olmayı cahillik, bilimsellikten uzaklık olarak görüyor. Her fırsatta fakirleri göstererek; “Allah’ınız neden adil değil.” diye yükleniyor bana... Oysa İman etmenin temelinde tefviz olduğunu, teslimiyet olduğunu bilmiyor. İman etmek için öncelikle teslimiyetçi olmak gerekiyor. Kendi bedeninin acizliği bilip, Rabb’inin ne kadar güçlü, ne kadar büyük olduğunu bilmek gerekiyor. İman etmek için İmanın şartlarını yerine getirmek gerekiyor. Rabb’e kul olabilmek, O(C.C.)’nun büyüklüğünü kabullenmek ve O(C.C.)’ndan başka bir ilah olmadığını ve olamayacağını bilmek gerekiyor. Fakat o ateizmi tercih ettiğinden zaten İman etmek gibi bir düşüncesi yok. İşte sırf bu sebepten dolayı dünyayı ve kâinatı yaratan Rabb’in adaleti onun için doğru bir adalet olmuyo... Devamı

Engin DİNÇ - Alay Etme

2012-10-13 18:39:00

  Bir gün Galata Kulesi’ne çıkarken merdivenlerde sıra bekliyorum. Ezan saatiydi, ezan okunmaya başladığında önümde duran bir Rus baba yanında duran 10-11 yaşlarındaki oğluna doğru dönmüş hem gülerek, hem de arabesk bir şarkı dinler gibi ezan ile dalga geçiyordu. Yüzüne ters ters baktığımda hem ona o şekilde baktığım için kendime, hem de ona üzüldüm. Çünkü:  Maide Suresi 58. Ayette diyor ki: “Siz ezan okuyarak namaza dâvet edince, bunu alay ve eğlence konusu yaparlar. Onların böyle yapmalarının sebebi, akıllarını kullanmayıp bu güzelliği anlamamalarıdır.”  İşte o Rus turist de aklını kullanmayanlardandı… Ben onun bu haline üzülmüş, aklımdan keşke ona İslam dininin güzelliklerini anlatabilsem, dilini bilsem, o küçük çocuğu güzel ve hoşgörülü bir çocuk olarak kendime dost, yoldaş edebilsem diye geçirirken Maide Suresi 57. Ayet geldi aklıma: “Ey iman edenler! Ne dininizi alay ve eğlence konusu yapan sizden önce kendilerine kitap verilenleri, ne de diğer kâfirleri dost ve üzerinize yönetici edinmeyin. Mümin iseniz, Allah(C.C.)'ın bu buyruklarına karşı gelmekten sakının!” Rabb’im Allah(C.C.)’a karşı gelmekten yine Rabb’im Allah(C.C.) sığınırım… Biliyorum ki Allah(C.C.) çok nasipkârdır. Eğer O(C.C.) isteseydi o Rus’a da İman nasip ederdi. İstemedi çünkü yarattığı âlemde farklılıklar görmek istedi, rengârenk bir âlem yaratıp o âlemdeki her farklı şeyin kendisini anmasını sağladı. O Rus da kendi inancı gereği elbet Rabb’ini anıyor ve ibadetini yapıyordur. Lakin onun tek yanlışı ise onun dininden sonra onun dinini tasdik edici olarak gönderilen Kur’an-ı Kerim ve H.Z. Muhammed(S.A.V.)&rsq... Devamı

Eski Sevdalarım

2012-10-07 14:06:00

  Çok şey bıraktım eski sevdalarımda.   Mesela bir tanesi vardı; Küçük kalpli, ördek bakışlıydı. Ben; o giderken bir yana onu, Bir yana silahımı bıraktım. İlk intihar girişimim oldu; çocukluktu...   Bir tane daha vardı; Mavişti. O gittiğinde alkolü bıraktım ben; Anladım ki ikisi de zararlıydı.   Bir tane daha oldu; o da mavi gözlüydü. Hani severdim renkli gözlüleri de... O gittiğinde onda umutlarımı bıraktım...   Bir tanesi vardı ki... Yeşilimdi. O gittiğinde ben; sabrı, sevdayı, özlemi... Daha neleri neleri bıraktım.   Sonra bir tane daha oldu, Çok da üzülmedim o giderken, Çok da koymadı bu bana, Bir tek midye yemeği bıraktım.   Ya şimdi mi? Var olmaz mı aşk adamıyım ben... Bu sefer renkli değil gözleri, sarışın değil. Esmer güzeli, kara gülüm o benim. O gitmeden çok şey bıraktım. Mesela; ondan başka her şeyi...   07/10/2012 Engin DİNÇ Devamı

Engin DİNÇ - Yorgunluk

2012-10-01 19:52:00

  Bir ağırlık var üstümde, Bir yorgunluk! Yılların yorgunluğu olacak değil ya bu yaşta diyorum, Anların yorgunluğu diye susturuyor yüreğim. Hangi anlar? diyorum. Kırıldığım anlar! diyor. Susuyorum...   01/10/2012 Devamı

Engin DİNÇ - Mafya-Devlet-Siyaset Bermuda'sı

2012-09-05 02:07:00

  Hiç ilgi alanıma girmeyen bir konu hakkında yazıp yazmamak konusunda çok tereddütte kaldıktan sonra yazmaya kadar verdim. Bir üçgenden bahsedeyim; Mafya, Devlet, Siyaset üçgeni tabir-i caizse Bermuda… Birkaç yıl önce “Türkiye çeteden ve mafyadan temizlenecek. Bu operasyonlar sonucunda çete, mafya kalmayacak.” Denerek başlatılan operasyonlar var. Aslına bakıldığında amacın mafya yapılanmalarını çökerterek bir tehdit devleti olmaktan, kanunsuzluktan çıkıp tam bir demokrasi ve hukuk devleti olmaya bir adım gibi görünse de öyle olmuyor gibi… Ülkemizde yıllardır tanınmış birçok isim var mafya örgütlenmelerinin başında; Sedat Peker, Alaattin Çakıcı, Kürşat Yılmaz ve niceleri… Karadeniz ve Kürt mafyası olarak iki gruptan oluşan bir mafya yapılanması var ülkemizde. Karadeniz mafyası dediğimiz genel olarak Alaattin Çakıcı(Trabzon), Sedat Peker(Rize) memleketleriyle anılıyor. Hükümet bu kararı alıp mafyayı yok etmeyi düşünürken ilk gözüne batan ismini zikrettiğimiz kişileri içeri almıştır. Özellikle “Avrasya” ve “Kelebek” operasyonları ile Sedat Peker alınıyor. İlk alındığında sandık ki Peker’i ilk gördükleri ağaca asacaklar o kadar suç işlemiş birisi… Suçsuz değil ama asılacak kadar da değil… Sedat Peker kimdir? 1971 Sakarya doğumlu olup aslen Kafkas asıllı Rizeli bir ailenin en küçük çocuğudur. 6 kardeşin en küçük ve en sakini olan Peker için küçükken “Ne kadar sakin bir çocuk.” Denildiğini de kendisi belirtiyor. Lakabı “Köroğlu” olan Peker’e herkes “Reis” diyor. Reis lakabı genelde eski Türk adetlerinden gelen ve... Devamı

Engin DİNÇ - Yandım Yar Yar Diyerek

2012-08-25 04:53:00

  Ağladım gidişine, Düştüm yarin peşine, Döndüm köpek leşine, Yandım yar yar diyerek.   Sevdim bir hayırsızı, Sevdalım kalp hırsızı, Oldum gönül arsızı, Yandım yar yar diyerek.   Gitti gecem gündüzüm, Ezdi sevdan dümdüzüm, Divaneyim, yolsuzum, Yandım yar yar diyerek.   Vakit vardı beşine, Gönül gider eşine, Düştü beden peşine, Yandım yar yar diyerek.   Göz pınarım kurudu, Akan yaşım durudu, Kalp adınla vurudu, Yandım yar yar diyerek.   Sevdalım gülüşüne, Hasretim öpüşüne, İşveli bakışına Yandım yar yar diyerek.   Gönül düştü ateşe, Yarim minik akreşe, Benzer Ay'a Güneş'e, Yandım yar yar diyerek.   Yar tutuver elimden, Adın düşmez dilimden, Gönül dönmez yolundan, Yandım yar yar diyerek.   Yar diyerek sar beni, Yar koynuna al beni, Yar kaybettim ben beni, Yandım yar yar diyerek.   25.08.2012 Engin DİNÇ   7'li hece ölcüsü X,X,X,A düzenli. Akreşe: Dişi tavşan Devamı

Engin DİNÇ - Cevhere Ulaşmanın Yolu

2012-08-20 19:09:00

  Cevher o mukaddes ışık üzerine kara bir bez örtülmüş, bir yığın pislik ve çamurla sarılmış, kalın derilerle kaplanmış bekliyor. Onun ışığını görmemen gayet normal. Onun ışığını görmen için derileri yırtmalı, o çamur ve pisliği kaldırmalı, kara bezi, kara örtüyü kaldırmalı bunları yapabilmek için gayretli olmalısın. İşte o zaman o ışığın aydınlığına ve nuruna kavuşacaksın. O cevher senin içinde gizlidir. O cevher, o ışık Mevla’dır. Mevla’ya ulaşmak için kendi içine yolculuk etmelisin. O pislik deriyi yırtmalı, çamurdan yapılmış kan, irin ve meni dolu bedeni geçmeli, şeytan isinden kararmış kalbi kaldırmalı, o isten kurtulmalısın ki o cevhere, o ışığa yani Mevla’ya kavuşabilesin. O deriyi geçmek için; acizliğini görmen gerek, kendini küçük görmen gerek, bir kediden, bir köpekten, bir domuzdan alçak görmek gerek, bir karıncanın ayağı altında ezilebileceğini bilmen gerek, öyle yaşaman gerek. O çamuru kaldırmak için; nefsini bilmen gerek, zavallı olduğunu bilmen gerek. Dünyaları karşısına diken bir devlet adamı, bir komutan yüz binlerce kişiye sözünü geçirebilir ama şehveti geldi mi, nefsi azdırdı mı on santimlik şeyine söz geçiremez. Bu acizliğin farkında olmak gerek. O örtüyü kaldırmak için; acizliğini tam anlamıyla kabul ederek dua etmelisin, Mevla’ya yüzünü dönmelisin, her acizliğe düştüğünde, her nefsine uyduğunda, tövbe etmelisin. Hatta nefsin sana günah işletmediği zamanlarda bile tövbe etmelisin ki bilmeden farkında olmadan günah işlemişsindir sen bilemez, sen göremezsin çünkü sen acizlerin en acizisin. Çünkü sen zavallıların en zavallısısın. Âlemde en üst mert... Devamı

Engin DİNÇ - Adaletin Simgesi: H.Z. Ömer(R.A.)

2012-08-19 02:31:00

  Kıtlık çekilmekteydi yemek yemek isteyen H.Z. Ömer(R.A.)’ın önüne güzel güzel yemekler getirilince “Bunlar da nedir böyle?” diye sordu. Bunun üzerine yemeği getiren oğlu “Açsın günlerdir düzgün bir şey yemiyorsun, çok zayıf düştün baba…” dediğinde H.Z. Ömer(R.A.) hışımla ayağa fırlar ve “Bunları halk yesin bana biraz ekmek ve yağ getir. Halifeyim diye bana bunu yemek düşmez…” Diye buyurdu. Adalet dediğimiz şey artık günümüzde sıfır hatta sıfırında altında… Hırsızlık, soygunculuk, harama tama etme almış başını gitmiş. Hiç kimse bir başkasının hakkını gözetmiyor. Karnını doyurmak için hiç acımadan başka kişinin lokmasını elinden alabiliyor. Bunun en büyük örneğini de yıllardır açlık ve sefaletle savaşan Afrika ülkelerini gösterebiliriz. O ülkelerin bir kısmı açlık ve sefalet ile sürünürken bir kısmı özellikle de yönetici kısmı lüks içinde bir yaşam sürüyorlar. H.Z. Ömer(R.A.) Medine'de deve pazarında gezerken çok iri ve besili develer gördü. Oradakilere sordu: "Bu develer kimin?"  Cevap verdiler. "Ya! Ömer o develer senin oğlunundur."  Bunun üzerine oğlunu yanına çağırdı ve dedi ki: "Bu develer neden böyle besili neden böyle kilolu?" Oğlu: "Baba onlar otladı ve beslendiler bu yüzden kilolular..." H.Z. Ömer(R.A.): "Bunları besleyen çobanlar bu develer H.Z. Ömer'in oğlunun deyip çok besletti değil mi?” Oğlu: "Benim bir suçum yok baba..." H.Z. Ömer(R.A.): “O develer satılacak ve sadece hakkın olanı alacaksın artan kısmı müminler arasında pay edeceksin çünkü bu develer onların... Devamı

Engin DİNÇ - Erkekler de Ağlar

2012-08-18 23:31:00

  Hep kültürümüze yerleştirilmeye çalışılmış bir savaştır o söz: “Erkekler ağlamaz…” Oysa ağlamak doğum anından itibaren başlar ve hep güzel şeyler için ağlanır. Erkekler ağlamaz: Her gece secde başında ağlayarak Rab’inden af-ı mağfiret dileyen peygamberimiz H.Z. Muhammed(S.A.V.) de erkek değil miydi? Resulullah(S.A.V.) bir gece zevcesi Ümmü Seleme’nin evinde idi. Gece yarısı uykudan kalkıp evin karanlık bir köşesinde dua ve ağlamakla (Allah(C.C.)’a yalvarıp yakarmakla) meşgul oldu. Ümmü Seleme, Resulullah(S.A.V.)’ı yatağında görmeyince kalkıp onu aramaya koyuldu. Bir de baktı ki Resulullah(S.A.V.) evin karanlık bir köşesinde durup ellerini göğe kaldırmış, ağlayarak Allah(C.C.)’a şöyle yalvarıp yakarıyor: “Allah(C.C.)’ım! Bağışladığın nimetleri benden esirgeme. Beni, düşmanların bana gülme vesilesi kılma, kıskançları bana musallat etme.  Allah(C.C.)’ım! Beni kurtardığın kötülük ve çirkinliklere geri çevirme.  Allah(C.C.)’ım! Beni hiçbir zaman ve hiçbir an kendi başıma bırakma; kendin beni her şeyden ve her afetten (beladan) koru.” Ümmü Seleme, Resululla(S.A.V.)’in bu durumunu görünce ağlayarak kendi yerine döndü. Resulullah(S.A.V.) Ümmü Seleme’nin ağlama sesini duyunca, ona doğru gidip ağlamasının sebebini sordu. Ümmü Seleme şöyle dedi: “Ya Resulullah! Senin ağlaman beni ağlattı. Sen neden ağlıyorsun? Siz Allah(C.C.) katında olan onca büyük makam ve yakınlığınıza rağmen Allah(C.C.)’tan böyle korkuyorsunuz, Allah(C.C.)’tan bir an bile sizi kendi başınıza bırakmamasını istiyorsunuz, o halde vay bizim halimize!” Resulullah(S.A.V.) onun sözüne karşılık şöyle buyurdular: ... Devamı

Engin DİNÇ - Sözde Müslüman'ız

2012-08-14 03:54:00

  Evet! Ben Müslüman olduğumda 20 yaşındaydım! Ağır konuşacağım bu sefer, alınırım, darılırım dersen hiç yaklaşma şimdiden… Konumuz İman’ın sözdeliği… Evet, yanlış yazmadım sözde Müslümanlar konumuz yani birazda özeleştiri yaparak gideceğim konunun devamında. Biz; sözde Müslümanlar… "Ben yaydan fırlayan okum... Kalbe girerken taşları kırar, duvarları yıkar, canları yakarım..." (E. DİNÇ) Kendi sözümle başlıyorum ki bilesiniz ne kadar ağır konulara daldığımı… Müslüman olmak için ilk gereken nedir? Kelime-i Şahadet getirmek. Heh! ben Kelime-i Şahadet getirdim şimdi Müslüman oldum mu? Evet oldun… Ama lafta oldun… Müslüman yani İslam olmanın şartı kaçtı hatırlayalım. Beş değil mi; Kelime-i Şahadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek. Biz ne yaptık daha birincisini yaptık yani Kelime-i Şahadet getirdik. Biz burada bırakırsak ancak 5’in 1’ini alırız… Bu konu hakkında Kur’an-ı Kerim’in Hucurât Suresi 14. Ayetinde şöyle denmektedir:“Bedeviler "iman ettik" dediler. De ki: "Siz iman etmediniz, lâkin "İslâm olduk, size inkıyat ettik" deyiniz. Zira iman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah(C.C.)'a ve resulüne itaat ederseniz, sizin emeklerinizden hiçbir şeyin mükâfatını eksiltmez. Yaptığınızı zayi etmez. Gerçekten Allah(C.C.) gafûr ve rahîmdir (mağfireti, merhamet ve ihsanı boldur).” İşte Kelam-ı Kadimde de söylediği gibi sadece Kelime-i Şahadet getirerek Müslüman olunmuyor. Onun için namaz da gerekiyor, oruç tutmak gerekiyor, bunlar kadar zekât da gerekiyor, imkânı oldukça hacca gitmek gerekiyor. Oysa biz kolay olayını yapıp işin... Devamı

Engin DİNÇ - Mevlâ Aşkına Varmanın Yolu

2012-08-14 03:54:00

  Ey yolcu! Allah(C.C.) yolunda gitmeyi istiyor ve onun dostluğuna talip oluyorsun, büyük âlimlerden olma amacındasın… O zaman ona ulaşma yolunun on aslını unutmaman gerekir. Bu asıllar şunlardır: Birinci asıl Tövbe’dir: O iradeyle Allah(C.C.)’a dönmek. Yüzünü kıbleye çevirip pişman olduğunu Allah(C.C.)’a söylemek ve af dilemektir.  Allah(C.C.) şirk yani Allah(C.C.)’a ortak koşmak hariç her günahı affedeceğini söylemiştir. Kelam-ı Kadim olan Kur’an-ı Kerim de şöyle buyurmuştur: “Büyük pişmanlık duyan Âdem, Rabbinden birtakım kelimeler öğrenip onlara göre hareket etti. Rabbine yalvardı. Allah da tövbesini kabul etti. Zaten O tövbeyi kabul eder, merhameti boldur.” (Bakara Suresi 37. Ayet) Düşünün ki her insan biraz günahkârdır. Ama Rab’imiz tüm günahları bağışlayacağını ve tövbe edenin bir bebek kadar temiz olacağını belirtmiştir. Bu konu hakkında H.Z. Muhammed(S.A.V.) bir Hadis-i Şerif de şöyle buyurmuştur: “Günahından tevbe eden, sanki günah işlememiş gibi olur.” (İbn Mâce, Zühd) 40 Hadis-i Şerif (19.Hadis) Düşünün ki hangi günahı işlemiş olsanız dahi, Allah(C.C.)’a ortak koşmak hariç hepsi affedilir; zina, cinayet, haram… Büyük ve küçük günahları tövbe etmek bir daha yapmamak koşuluyla affedeceğini söylüyor Rab’imiz… “…Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir.” (Nur Suresi 5. Ayet) İkinci asıl Zuid’dir: O, dünyanın süsü, zevki, malı, makamı, yüksekliğinin azından da çoğundan da uzak olmaktır. Hem dünya sevdasından hem Cennet isteğinden vazgeçmektir. Bu konuda H.Z. Peygamber şöyle buyurmu... Devamı

Engin DİNÇ - Vicdanlı Olduğunu Sananlar

2012-08-14 03:53:00

  Herkes masumdur, herkes iyi kalplidir, herkes yardımseverdir, herkes iyiyi düşünür… Madem bizler bu kadar iyiyiz neden dünyayı kötülük kaplamış, neden hep kafamızı kaldırdığımızda gökyüzü kapkaranlık… Şişko, göbekli fabrika patronlarının o bacalardan çıkarttıkları hırsların karanlığı kaplamış gökyüzünü… Dünyaya o kadar dalmışız ki bir çiçeğe bile baktığımızda “Yaratan ne güzel yaratmış.” Deyip geçmek yerine, kopartıp sevgilimize veriyor ve onun nefsanî şehvetine katkıda bulunuyoruz. Herkes kendi nefsini alıp yargılamalıdır. Gerçekten iyi miyim acaba? Düşünelim; hiç mi bir çocuk kapının önünde ses yapıyor diye bağırıp kalbini kırmadık, hiç mi anne-babamıza ses yükseltmedik, hiç mi sevgiliyi yanlış anlayıp kızmadık? Hiç miler o kadar uzuyor ki kendim bile korkuyorum… Düşünün ki; âlemdeki her şey Allah(C.C.)’ı zikretmektedir. Bir ağaç, bir çiçek, bir hayvan… Sevgilinize vermek için kopartıp öldürdüğünüz bir çiçeğin katili olduğunuz kadar, zikrini de böldüğünüzü düşündünüz mü? Sokak da sizden yemek istediği için yaklaşan kedi veya köpeğe tekme atıp kovduğunuzda aç kalanların halini hiç düşündünüz mü ya da aç kaldığınızda kendinizi? Afrika gibi açlık ve sefalet ile yaşam savaşı veren insanların olduğunu bile bile hiç ihtiyacın olmayan bir elbiseye verdiğin parayı düşündün mü ya da “fazla geldi yiyemiyorum.” Diyerek çöpe attığın yemeği? Kelam-ı Kadim olan Kur’an-ı Kerim’in İsra Suresi 26-27. Ayetlerinde şöyle buyuruyor Rab’imiz:&nb... Devamı

Engin DİNÇ - Dua ve Tövbe

2012-08-14 03:53:00

  İnsan ve kul olmanın en güzel özelliğidir inanmak. İnsan inanmaya ihtiyaç duyar. Herkes kendince inançlar sahibidir. Kimi; Müslüman, Hıristiyan veya Musevi’dir. Tanrı’nın varlık ve birliğine inanırken kimi de; Budist, Maniheist, Totemist… İnanmak; aslında insanın nefsanî duygularını zincire vurmasını sağlayan en güzel özelliktir. Mukaddes ve son din olan İslam’da da inanç ve ibadet büyük önem taşımaktadır. İbadetin en büyüğü de kulluğunun farkında olup Allah(C.C.)’tan istemektir, yani dua etmektir. Dua etmek, Allah(C.C.)’tan ihtiyaç duyulanları istemek ve sonunda o isteklere karşılık bulmaktır. Duaya karşılık öncelikle sabrın bir eseridir. Kalben edilen her duaya karşılık verilir. Muhakkak ki Allah(C.C.) Muğnî (Zenginleştiren)’dir. Allah(C.C.) bizleri Ona karşı dua ve ibadet etmemiz için var etmiştir. Kelam-ı Kadim olan Kur’an-ı Kerim’in A’raf Suresi 55. Ayette “Rabbinize için için yalvararak, başka nazarlardan uzak, gizlice dua edin. Gerçekten O(C.C.), haddi aşanları hiç sevmez.” Demiştir. Allah(C.C.) yine Kur’an-ı Kerim’in A’raf Suresi 180.Ayetinde “En güzel isimler Allah(C.C.)'ındır, o halde bu isimlerle O(C.C.)'na dua edin. O(C.C.)'nun isimleri konusunda haktan sapanları terk edin. Onlar işlediklerinin cezasını çekeceklerdir.” Diyerek kendisine duada bulunmayanların, sapkınlık yapıp başka şeylerden medet umanların cezasını çekeceğini bildirmiştir. Dua hususunda H.Z. Muhammed(S.A.V.) bir Hadis-i Şerif de şöyle buyurmuştur.“İnsanların en âcizi dua etmeyen, en cimrisi de selam vermeyendir.” (Taberani) Dua etmek, elleri açarak Rab’e yalvarıcı olmak bir nevi onu övmektir. O(C.C.)’nun kudret sahibi ... Devamı

Engin DİNÇ - Mev'iza-i Diniye

2012-08-14 03:52:00

  Ey yolcu!   Her namazı son namazın gibi kıl. Başını secdeye koyduğunda kaldırma ümidinde olma.   Her yemeğini son yemeğin gibi ye. Bir sonraki lokmayı yutma ümidinde olma.   Her adımını son adımın gibi at. Bir sonraki adımını atma ümidinde olma.   Her buluşmanın ardındaki vedayı son vedan gibi yap. Bir daha buluşma ümidinde olma.   Her konuşmanı son konuşman gibi yap. Bir sonraki kelimeyi kurma ümidinde olma.     Ey yolcu!   Yaşadığın anın farkında ol. Geçmiş, gelecek kaygısında olma.   Her yer de Allah(C.C.) ile beraber ol. Allah(C.C.)'ı zikretmeyi bırakıp gafil olma.   Adımlarını sabit tut, bastığın yerin farkında ol. Başkalarının gittiği yollara bakıp oyalanan olma.   Her an Allah(C.C.) huzurunda olduğunun farkında ol. Onun senin gördüğünü unutup da küfre giden olma.   Kötülükten, iyiliğe yolculuk halinde ol, Kötülük ve kibir ile ölüp azap görenlerden olma.   Halk içinde Hak ile ol, Hak'ın varlığını unutanlardan olma.   Her an O(C.C.)'nu hatırlayanlardan ol, O(C.C.)'nun nurundan eksik kalanlardan olma.   Niyeti Allah(C.C.) rızası olanlardan ol. Dünya nimetlerine kapılıp helak olandan olma.   Kalbin ve bedeninle faniyetten uzak ol. Beşeriyete kapılıp Allah(C.C.) cemalinden mahrum olandan olma.   06.08.2012 Engin DİNÇ... Devamı

Engin DİNÇ - Allah(C.C.) Rızası İçin Sevmek

2012-08-14 03:52:00

  Mukaddes, son ve hak din olan İslam’ın temelinde sevgi ve hoşgörü yatmaktadır.  Müslüman olan kişi, diğer Müslüman bir kişiyi kendi kardeşi gibi sevmeli ve o şekilde yaklaşmalıdır. Çünkü Kelam-ı Kadim olan Kur’an-ı Kerim’in Hucurât Suresi 10 Ayetinde:“Müminler sadece kardeştirler. O halde ihtilaf eden kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah(C.C.)'a karşı gelmekten sakının ki O(C.C.)'nun merhametine nail olasınız.”Buyrulmuştur. İslam’ın temelinde barış ve kardeşlik yatmakta olup, düşmanlık ve kin şeytanın insanları yolundan etmek için kullandığı bir oyundur. Unutmayalım ki; korktuğumuz şeytanın bir iğneyi bile bir yerden alıp, diğer bir yere koymaya gücü yetmezken; ona Allah(C.C.) tarafından verilmiş fitne özelliği ile halkları birbirine düşman edebilir. Kişi; sevgi ve hoşgörüyle dolu olup her daim güler yüzlü olmalıdır. Kendisine karşı istenmeden veyahut kasten yapılacak bir hakaret ve harekete karşı hoşgörülü olmalı, ona mütevazı bir şekilde içinde kötülük olmadan, tamamen iyilikle karşılık vermelidir. Böyle yapan bir kişi Allah(C.C.) katında da yüksek bir mertebe sahibi olur. Müminlerin birbirini sevmesi öylesine önem taşımaktadır ki; rahmet peygamberi H.Z. Muhammed(S.A.V.) bu konu hakkında şöyle bir Hadis-i Şerif buyurmuştur: "Canım kudret elinde olan Allah(C.C.)'a yemin ederim ki sizler İman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de İman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!" (Müslim, îman 93-94. Ayrıca bk.Tirmizî, Et'ime 45, Kıyamet 56; İbni Mace, Mukaddime 9, Edeb 11) Böylece Cennet’e girmenin yolunun İman etmekten, İman etmenin yolunu... Devamı

Engin DİNÇ - Bir Çocuğun Hikâyesi

2012-08-14 03:52:00

  Bir ufaklık varmış; 4-5 Yaşlarında bir erkek çocuğu. Ailesi çok fakir, öylesine fakir ki her gece aç yatarmış, yatarmış da uyumak ne kelime... Küçük bir gecekondu da otururmuş şerefsiz babası ve gariban anasıyla. Evin küçücük bahçesinde patates yetiştirir onunla doyururmuş karnını. Bıldırcın yumurtalarını çalar kızartırmış. Kimi zaman bahçedeki erik ağacının üstüne çıkar kırmızı kırmızı erikleri toplar ama tadına bakamazmış bile. Bir iki kilo çıkarsa satarmış ekmek parası... Bir arkadaşı olmamış hiç, bir kardeşi de yokmuş. Tek başına yaşamak, tek başına savaşmak onun ki... Bir gün annesiyle doktora gitmiş. Doktor amcadan ilk o gün duymuş kanser hastalığını. İlk o gün öğrenmiş ölüm kelimesini, ilk o gün içine inanılmaz acılar girmiş. Evet, annesi kanser hastasıymış. Eve geldiğinde şerefsiz babasından "ölürse ölsün" lafını duymuş. İlk o gün öğrenmiş kini, nefreti. O gün anlamış savaş ne demektir... Allah(C.C.) ne kadar yücedir ki kanseri yenmiş annesi. Yıllar geçiyor sessizce yalnız, küçük, fakir yüreği hafif hafif büyümekte. Ama o büyüdükçe azalmamış dertleri tersine çoğalmış. Dokuz yaşına geldiğinde tarifi zor bir hastalığa yakalanmış. O diri diri çürüyormuş, iç organları anlaşılamayan bir nedenden yok oluyor... Doktor amcaları annesine söylerken duymuş "pek umut bağlamayın, kızıp azarlamayın, kendi halinde yaşadığı kadar..." ilk o gün gülümsemiş ölüme. Yıllarca küçücük savaşçı yüreği hiç bir şeye yenilmemiş de bu hastalığa mı yenilecekti? Doktorlar perhiz uyguladılar bizim ufaklığa, sadece haşlanmış patates, kepekli ekmek ve su. Başka hiç bir şey yiyemez! Her g&... Devamı

Engin DİNÇ - Memlekete Son Söz

2012-08-14 03:51:00

  Evet, memleketime bunlar benim son sözlerim. Gittiğim yok bir yere yine buradayım lakin belki de sonu gelmeliydi bu sözlerin. Yıllarca ülkemizin geleceğinin hep iyi olmasını istedik. Yanlış siyaset adamları ile yönetilip çocukluk yıllarımızı bir hiç içerisinde açlık ve sefalet ile geçirdik. Belki de bu ülke için konuşma hakkının en büyüğü bizde. Çok konuştum, hep anlatmaya ve dinletmeye çalıştıklarım oldu. Kimisine göre ortalığı karıştıran birisi, kimine göre son derece vatansever el üstünde tutulası oldum. TEK BAŞINIZA YÜRÜYEMEDİĞİNİZ YOLDA KALABALIK HİÇ YÜRÜYEMEZSİNİZ Artık susuyorum. Konuşup da kimseye anlatamadığım derdimi söylemiyorum, susuyorum. Bundan sonra inandığım gerçekler uğruna konuşmaktan ziyade çalışmayı, savaşmayı tercih ediyorum. Ben bu yol da yürürken yalnızlığı tercih ediyorum ve tavsiye ediyorum ki herkes böyle yapsın. Ülkenizi seviyorsanız önce kendinizi sevmelisiniz. Çünkü bu ülkeyi var den de sizsiniz. Kendinize güveniniz yoksa eğer ezilmeye, yok olmaya, sömürülmeye mahkûm olursunuz. Kendine güveni olmayan bir millete sahip olan ülke de aynı şekilde birileri, tarafından sömürülmeye mahkûmdur. BİR İNSANI İNSAN YAPAN KARAKTER, BİR MİLLETİ MİLLET YAPAN KÜLTÜRDÜR Ülkeniz için savaşırken hiç bir zaman inandığınız gerçeklerden vazgeçmeyin. Çünkü vazgeçer, değiştirir ve değişirseniz siz tamamen bir kayıpsınızdır. İçinizdeki vatan sevdasını ortaya çıkartmaktan hiç bir zaman çekinmemelisiniz. Çünkü bu ülke için savaşıp hayatlarını verip kanlarını ülke topraklarına akıtanlar savaş meydanlarında nasıl sevdiğini kocaman yürekler... Devamı

Engin DİNÇ - İnsan Vav Şeklinde Doğar

2012-08-14 03:51:00

  Elbet görmüşsünüzdür ana rahmindeki bir bebeğin fotoğrafını, Vav gibidir. İnsanı Allah(C.C.) Vav gibi yaratmıştır. Oysa bizim nefsimiz üzerimizde o kadar etkilidir ki; doğup şöyle bir yürümeye kalktığımızda tek derdimiz Elif olmak olur… Elif olma isteğimiz de hep kendimizi kandırmaktan ibaret: “Elif gibi düz, Elif gibi düzgün olmak istiyorum” diyoruz.  Oysa Elif düz ve diktir. Sadece doğruluk ve dürüstlük simgesi midir? Hayır! Elif diktir; dik başlıdır, başı yukarıdadır. Oysa mümine soluk baş gerekir. Solmuş bir gül gibi başı önde olmak gerekir, yani Vav olmak gerekir. Allah(C.C.)’ın yarattığı gibi kalmak gerekir. Biraz büyüyüp kendine güvenecek kadar güçlendik mi; ana-babamıza dahi dik başlı, isyankâr oluyoruz. Başımıza iki istemedik olay gelse bizi yaratarak bizi vücuda büründüren Rab’imizi bile unutarak ona isyan ediyoruz. Birisi gelip bizim fikrimize karşı çıksa kötü konuşmaktan, kalbini kırmaktan çekinmiyoruz. Oysa Allah(C.C.) "Hiç bir yerde bulunmam en çok müminin gönlünde bulunurum.” Diyor. Biz ise bir kalbi içinde Allah(C.C.)’ın var olup olmayacağını düşünmeden kırabiliyoruz. Ya o kırdığımız kalpte Allah(C.C.) varsa? Evet, Vav gibi olmalıdır insan. Tıp ki Rab’inin onu yarattığı gibi kalmalıdır. Nefsin kölesi olmaktan kurtulmalıdır. Elif gibi olacağım demekten vazgeçmelidir. Mümin olan başını her şeye eğendir. Bir karıncanın gönlünün kırılmasından korkmalıdır. Oysa biz arabamızla yolda bir kedi, köpek ezdiğimizde sanki canını biz vermişcesine umursamadan basıp gidiyoruz, içimizde bir damla sızı bile olmuyor. Çünkü biz Allah(C.C.)’ın yarattığı en üstün varlığız y... Devamı

Engin DİNÇ - Yusuf ile Züleyha

2012-08-14 03:50:00

  H.Z. Yusuf(A.S.)’un babası H.Z. Yakub(A.S.)’dur. Onun babası H.Z. İshak(A.S.) ve onun babası da H.Z.İbrahim(A.S.)’dir. H.Z. İbrahim(A.S.) soyundan gelen H.Z. Yusuf(A.S.) babası H.Z. Yakub(A.S.)’un en sevdiği oğlu idi. Bu durumu kendilerine yediremeyen kardeşleri onu bir kuyuya attılar ve babaları olan H.Z. Yakub(A.S.)’a da “Yusuf’u kurt yedi.” Dediler… Oysa bir yalan ile çekememezlikten katletmeye çalıştıkları kardeşleri H.Z. Yusuf(A.S.), Allah(C.C.)’ın seçtiği bir kuldur. Daha 12 yaşında iken rüyasında on bir yıldızın, güneşin ve ayın kendisine secde ettiğini görmüştür. Kuyuya atılarak katledilmek istenen H.Z. Yusuf(A.S.)’u yoldan geçen bir kervan görmüş ve çıkarmış daha sonra da Mısır’a, köle pazarına götürüp onu satmışlardır.  Onu devrin Mısır Maliye Bakanı olan Kıtfir satın almıştır. O öylesine güzel bir erkektir ki bir bakan kadın bir daha dönüp bakardı. Onun en meşhur yanı da güzelliği ve rüya tabirleridir. Onun bu güzelliğine Kıtfir’in eşi olan Züleyha’da tutulmuştur. Züleyha’nın H.Z. Yusuf(A.S.)’a karşı hissettiği aşk öylesine büyük ve tarifsizdir ki. Evli bir kadın olmasına rağmen hiç kimseden utanmaz ve çekinmez H.Z. Yusuf(A.S.)’a olan aşkını söylemekten… Öylesine gözünü bürümüştür ki H.Z. Yusuf(A.S.)’un aşkı; sahip olduğu 70 deve yükü mücevher ve gerdanlığı; H.Z. Yusuf(A.S.)’tan bir haber getirene verebilir.  Bu sevdaya karşılıksız değildir H.Z. Yusuf(A.S.) da sevdalıdır fakat Züleyha’nın evli olmasından dolayı ona karşılık vermez ve aşkını kalbine gömer. O gömdükçe Züleyha herkese haykırmaktadır aşkını… Öyle ki Züleyha&rs... Devamı

Engin DİNÇ - Kelimat-ı Kudsiye

2012-08-14 03:50:00

  Ey yolcu! Yola çıkıyorsun. Allah(C.C.) yolunu açık ede, kalbini mutmain tuta. Bil ki yol, azıksız olmaz, usulsüz olmaz, erkânsız olmaz. Ey yolcu! Allah(C.C.) dostlarının yaktığı kandiller aydınlatsın yolunu... Ayaklarını sağlam bas ki, nefesini sağlam kılasın. İşte sana yolun büyüklerinden; Abdülhalık-i  Gücdevani(K.S.) ve Şah-ı Nakşibend(K.S.) hazretlerinin yola diktiği on bir kandil, on bir kutsal kelime… 1- Vukuf-u Zamani:  Ey yolcu! Yaşadığın anın farkında ol. Çünkü farkında olursan, yolda aklını şeytan çelemez. Yaptığın işin, attığın adımın muhasebesini yap ki nefsinin esiri olma. Denen odur ki: Kişi geçmiş veya gelecek kaygısından uzak olmalıdır. Çünkü geçmiş zaten geçmiştir ve geçmişte ne yaşanmışsa Allah(C.C.) öyle nasip etmiştir. Gelecek ise yine sadece Allah(C.C.)’ın bilgisindedir, O(C.C.) ne nasip edecekse o yaşanacaktır. O zaman biz yaşadığımız her anı dolu dolu, ibadet dolu yaşayalım ve şükür içinde olalım. 2- Vukuf-u Adedi: Ey yolcu! Zikirde sayıya riayet et. Çünkü bu yolun yolcusu Allah(C.C.)’ı üç gün anmasa kalbi hastalanır, derdi dermansızlaşır. Allah(C.C.)’ı anmaya gafletsiz ve ara vermeden devam edersen kalbin mutmain olan kalplerden olur. Denen odur ki: Maksat elimize tespih alıp saymak değil çünkü âlemleri yaratarak bizlere sayısını bilmediğimiz nimeti sunan Rab’imizin adını anarken saymak, ibadet de pazarlık yapmaya çalışmak, ne adi bir haldir. Oysa saymak devamlılık getirmektir. Saymak zikirde devamlı olmak, ara vermeden devam etmektir. 3- Vukuf-i Kalbi: Ey yolcu! Kalbinin hallerini bil. Bil ki; kalp ikidir. Biri kalb-i Hayvani, biri Kalb-i İnsanidir. Biri bir et parçası, diğeri iki dünya mutluluğunun anahtarıdır. Denen odur ki: Kalpte iki &ou... Devamı

Engin DİNÇ - Fakirliğin Simgesidir Türban

2012-08-14 03:49:00

  Aslında örtünmenin simgesidir türban… Kimilerine göre bir bez parçasından ibaret kimilerine göre son derece değerli bir simge; ya da gerçekleri söylemekten çekinenlerin moda dediği şeydir türban… İslam’da kadınlar için örtünme emri geldiğinden bu yana git gide zayıflayan ve modasallaşan bir yapıyla değişime uğrayan türbana bir de farklı bir gözden, farklı bir açından bakalım: Türk filmleri… Evet, türbana Türk filmlerinden bakalım. O yıllardır ülkemiz üzerinde emelleri olanların bizim zihniyetimize nakış nakış işlemeye çalıştıkları politikalarında kullandıkları bir simge olarak bakalım türbana… Türk filmlerinde dikkatinizi çeken bir şey oldu mu hiç? Zengin bir ailenin kadınları açık, makyajlı, süslü-püslüdür. Fakat bir de fakir kadın tiplemesi yapılacaksa hemen başına bir türban üzerine bir basma etek geçirilir. Filmde bir aile zenginken kadınları açık-saçıktır fakat şirketi iflas edip battığında hemen salaş bir mahallede bir gecekondu evine yerleşirler, kadınlarının başına bir türban bağlanır. Sadece fakir olan mıdır türbanı giyen? Ya da türban fakirlik simgesiymiş gibi bizlere gösterilip sanki türban giyen fakir, aciz, zavallı gibi mi gösterilmiştir? Evet, maalesef yıllardır bizim ülkemizde Kur’an-ı Kerim okumanın suç sayıldığı, okuyanın cezaevlerinde işkence gördüğü dönemlerde türbanda kadının bir örtünme değeri olmasından çıkarılmak için medya kullanılmış; türban giyen bir zavallı, bir aciz gibi gösterilmiştir. Türban giymek güçsüzlük gösterisi olmuştur. Bu fikirlerin sahipleri bugün Florida’da, Hawaii’de yalılarında yaşıyor, bu fikirleri biz... Devamı

Engin DİNÇ - Psikolojik Savaş İstihbaratı

2012-08-14 03:49:00

Psikolojik savaş, her Türk vatandaşının son derece özen göstermesi ve bilmesi gereken, adı soyadı gibi ezberinde tutup bir an aklından çıkartmaması gereken ve savaşa savunma geliştirmesi gereken bir konudur. Her kim “ülkemi seviyorum” diyorsa ona sorun “Psikolojik savaş ne demektir?” Eğer bir fikri yoksa vatan sevdasından şüphe edilebilir. Psikolojik savaş, kısa ve öz tanımıyla düşmanı silahsız öldürmektir. Psikolojik savaş, bir kitleyi veya milleti öz kültür ve ananesinden uzak tutup iç mihraklar oluşturarak gönül bağıyla bağlı olduğu vatan, namus, bayrak, devlet, ata, kültür, şeref gibi unsurları ortadan kaldırmak amacıyla açılan ve kişiyi hiçbir fiziksel şekilde etkilemeden ele geçirme taktiğidir. Ülkemiz stratejik ve coğrafi konumu gereği dünyanın birçok ülkesi tarafından yaşanması ve sahip olunması gereken topraklar üzerinde bulunmaktadır. Kahraman ordumuzu silahlı mücadele ile yok edemeyeceğini anlayan dış güçler. 2. Dünya savaşından sonra silahlı mücadeleyi bırakmış psikolojik savaş ile vatandaşın ülkeye olan bağlılığını kırarak daha kolay müdahalelerle topraklarımızı ele geçirmeyi amaçlamış ve hala amaçlamaktadır. Bu psikolojik savaşların başlıcaları 60 ve 80’lerde askeri müdahale ve darbe ile sonuçlanmıştır. Her darbe girişimi ülkemizin gelişimini 50 yıl kadar geriye götürmüş bu sayede Avrupa ülkeleri bizden daha hızlı gelişim yaşamış ve ekonomilerini 2. Dünya savaşından çıkmış olmalarına rağmen bizden daha hızlı şekilde toparlayarak güçlenmişlerdir. Her Türk birey ülkesinin bekası için bu saldırıları önceden fark edebilmeli, bunlara karşı önlemler geliştirmeli ve yakınlarını da bu konularda uyarmalıdır. Aksi takdirde d&uu... Devamı

Engin DİNÇ - Açlığın Fazileti

2012-08-14 03:48:00

  Aç kalmak çok faziletli bir iştir. Çünkü aç kalarak sadece mide azgınlığını değil, şehveti azgınlığı da engellemiş oluruz. Ayrıca aç kalarak açlık ve susuzluk çekenin halini de anlarız.  Allah(C.C.) hikmet sahibi yapmak istediği, dostluğunu vermek istediği biz kullarına aç kalmamızı emretmiştir.  Yerken de nasıl yememiz gerektiğini, edeb ve adabını bize anlatmıştır. Kelam-ı Kadim olan Kur’an-ı Kerim’in A’râf Suresi 31. Ayetinde şöyle buyurmuştur: “…Yiyiniz, içiniz ve israf etmeyiniz. Çünkü Allah(C.C.) israf edenleri sevmez.” O(C.C.) bir Hadis-i Kutsi de şu şekilde buyurmuştur: “Ey âdemoğlu! Ben şeref ve yüksekliği itaat etmeye verdim. İnsanlar onu sultanların kapısında arıyorlar, nasıl bulacaklar? İlmi açlıkta takdir ettim. İnsanlar onu çok yemekte arıyorlar, nasıl bulacaklar? Gönül parlaklığını gece uykusuzluğunda bulundurdum. İnsanlar onu derin uykuda arıyorlar, nasıl bulacaklar? Ey âdemoğlu! İlim ve ameli tok karınla, gönül parlaklığını derin uykuyla, hikmet ve inceliği çok konuşmasıyla; ülfet ve dostluğu insanlarla iç içe bulunmakla ve nihayet benim sevgimi dünya sevgisiyle dolmuş olarak, nasıl isteyebilirsin? Öyleyse, ilim ve ameli açlıkta, gönül parlaklığını gece uykusuzluğunda, hikmet ve inceliği sükûtta, dostluğumu ve bana kavuşmayı uzlette, sevgimi ve hoşnutluğumu dünyayı terk etmekte ara… Ey âdemoğlu! Oruç banadır ve onun karşılığını ben veririm. Oruçluya iki sevinç var; iftar edeceği ve bana kavuşacağı an…” Allah(C.C.) sahip olmak istediğimiz her şeyi nasıl elde edeceğimizi açıkça bildirmiştir. İman eden bir insan nurlu bir cemal isterse onun yapması gereken; gece namaza kalkmak ve bolca dua etm... Devamı

Engin DİNÇ - Askıda Ekmek

2012-08-14 03:47:00

  Sizlerde benim kadar farkında mısınız bilmem ama “ne verirsen elinle, o gelir seninle” atasözünü pek de yaşatamayan torunlarıyız atalarımızın… Her işin başında “Osmanlı torunuyum” ben diye aktris bir kelimeyle konuya giriyoruz. Dedelerine saygın bu kadar büyük, bu kadar seviyorsun ve gururlanıyorsun peki ya bu kadar koruyabiliyor musun? Üzgünüm ki bu sorunun cevabını da yine bizler biliyoruz ki: “HAYIR” Biraz Osmanlı topraklarına ve o insanların yaşamına gitmek istiyorum. Bir hikâye yazalım ve birlikte yaşayalım bu hikâyede… Bir yaşlı teyze; kimsesiz tek göz odada yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Hiçbir gelire sahip değil, oysa dinimiz gereği zenginin kazancında fakirinde hakkı vardı! Peki, bu ülkede zengin hiç mi yok ki bu teyzem böylesine fakirlik ile yaşam savaşı veriyor? Hayır! Zenginlerde var ama gelin görün ki mukaddes dinimiz İslam’ın emirlerinden bir tanesi olan paylaşmaktan, zekât vermekten bir haber o zenginler… Askıda Ekmek Osmanlı insanının paylaşımcı ruhunun en güzel özelliğidir askıda ekmek. Bir kişi fırına gittiğinde ihtiyacından bir fazla ekmek alır ve aldığı o ekmeği de askıya takarmış. Ekmek parası olmayan ve ihtiyacı olanlarda gelir o askıdaki ekmeği alır, hiç para vermeden gidermiş. Oysa biz günümüzde ekmeği askıda tutacağımıza fazla fazla alıp çöpe atıyoruz… Hem İslam’ın emirleri dışında bir davranış yani bencillik, hem de haram olan israf. Böyle mi koruyoruz dedelerimizin adetlerini? Üzgünüm ki bu sorunun da cevabını yine bizler biliyoruz ki: “KORUYAMIYORUZ” Mukaddes dinimiz İslam’ın en büyük emirlerinden bir tanesidir paylaşımcı olmak. Fakirleri doyurmak, yetim sevindirmek, zalime karşı durup; mazlumun yanında olmak… Bu konu... Devamı

Engin DİNÇ - İstanbul'u Dinleyemiyorum

2012-08-14 03:47:00

  İstanbul'u dinleyemiyorum, Şairin dediği o şehir kalmamış artık; Gözlerimi kapatıp dinlemiyorum seni, O kadar da güvenemiyorum...   Marmara'nın dalgaları okşadıkça kıyılarını, Bir kibir kaplamış seni de, İçinde besleyip büyüttüğün, Binlercesi gibi...   Sevilmek hoşuna gidiyor belli ki, Sevmekten bir habersin, Bana uzak kıldığın, Diğer yakadaki sevgilim gibi...   Ah İstanbul; İki kıtayı birleştirdin ama, iki kalbi yan yana getiremedin bir türlü...   29/07/2012 Engin DİNÇ Devamı

Engin DİNÇ - Prof. Dr. Abdülaziz BAYINDIR'a Cevaben

2012-08-14 03:46:00

  Basında çıkan yazılarını okuduğum İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Abdülaziz Bayındır’ın ilmine hiçbir şey söyleyecek kadar ilim ve irfan sahibi değilim ama bu ilme sahip olan H.Z. Muhammed(S.A.V.)’in hadis-i şerifleriyle cevap vermek istiyorum. “Yatsı gerilere itildi” Sayın hocamız bu konuda Osmanlı’nın son zamanlarında yapılan bilimsel ve astronomik araştırmalara değinmiş. Ama bu konuda Hanefi ve Şafii mezhebi farklı fikirlere sahiplerdir. Bir fikir güneşin gözden kaybolmuş olmasını bir fikir de ufuktaki kızıllığın tam anlamıyla gitmesini kabul ederek vakitleri hesaplamıştır. Aynı durum ikindi vaktinde de vardır. Yere saplanan bir çubuğun bir boy ya da iki boy gölgesi kabul edilir. İmam-ı Hanefi iki boy gölgesini kabul etmiştir. Bu konudaki kesin bilgilere sahip değilim, kendisinin kaynağını merakla bekliyorum. “Kandiller yok” Üç aylar ve kandillerin olmaması gayet yanlış. Bunu bölümler halinde açıklamak istiyorum. Üç aylar dediğimiz; Receb, Şaban ve Ramazan aylarıdır. H.Z. Muhammed(S.A.V.) bu aylara çok önem vermiştir. Ve hatta “Ya Rabbi, Receb ve Şaban’ı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazan’a eriştir.” Diye dua etmiştir. Bu aylardan Receb ayı ayrıca haram aylardandır. H.Z. Muhammed(S.A.V.) Hadis-i Şerif de şöyle buyuruyor: “Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem’dir.” [İbni Cerir] H.Z. Muhammed(S.A.V.) bu ayların önemi beraber zikrederek belirttiği gibi ayrı ayrı da belirtmiştir. Bunun delili olan Hadis-i Şerif’i de: “Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca... Devamı

Engin DİNÇ - 1000 Yıl Sonra İslam

2012-08-14 03:46:00

  Değişen dünyanın değiştiricilerinden olmaya çalışan birçok âlimin bu gün ki işi Avrupa toplumlarını İslam’a davet etmek… Oysa ne kadar büyük bir hata yaptıklarının farkında bile değiller! "Avrupa ve Amerika İslamiyetle hamiledir. Günün birinde bir İslam devleti doğuracaktır." Demişti Said Nursi(K.S.) Evet çok haklı Avrupa ve Amerika bir gün İslam’ın en büyük kalesi olacak belki de şeriat devletleri kurulacak. Ama farkında olmadığımız şeyler var birkaç soruyla başlayalım:  -Dün medeniyet denen kavramı bizlerden öğrenip de bu gün bize medeniyet dersi vermek isteyenler yine onlar değil mi? -Tuvalet denen kavramı bilmez; bir poşete ihtiyacını giderip camlardan atarlarken bizim temizlik anlayışımızı görerek örnek alıp daha sonra da bizi pis gören onlar değil mi? -Sırf yıkanmamak için parfümü icat eden onlar değil mi? -Hıristiyanlık gibi mukaddes bir dini siyasi otoriteyi elde tutmak ve şahsi çıkarları için bölen, bozan onlar değil mi? -Para kazanmak için Cennet’ten yer satma cüretini gösteren onlar değil mi? Bundan bin yıl sonrasına bir göz atalım, evet gidelim demiyorum göz atalım o çağa gidip de görmeyi, o zamanlarda yaşamayı hiç istemiyorum, bir gözünüz kaysın bir bakın ve torunlarınızın neler çekebileceğin bir görelim. Ama önce bin yıl öncesine gidelim o insanlar asıl yaşamış biz nasıl yaşıyoruz ve gelecek bin yılda nasıl yaşanır onu görelim. Bundan bin yıl öncesi Anadolu:(1012) Anadolu Hıristiyan Bizans egemenliği altında yaşıyorken 1071’de Türkler akın akın Anadolu’yu kuşatmaya başlamıştır. En büyük Türk Devleti öncelikle Avrupa Hun Devleti olmuştur. Onun bölünmesinden sonraki büyük dev... Devamı

Engin DİNÇ - Kur'an da Hoşumuza Gitmeyenler

2012-08-14 03:45:00

  Müslüman mısın? Sorusuna Elhamdülillah diye cevap verenlere yine İslam dininin temeli Kur’an-ı Kerim’den bir yaşam sorulduğunda Laiklik diyerek tabir-i caizse çamura yatıyorlar. Kur’an-ı Kerim yüce yaratıcı ALLAH(C.C.)’ın bizzat ayetler halinde peygamberimiz H.Z. Muhammed (S.A.V) aracılığıyla insanlığa bildirilmiş olduğu emir ve yasaklar bütünüdür. Bu kutsal kitap içerisinde yazılı olan her şey haktır, kabul edilmesi ve uygulanması Müslüman bir insan için farzdır, şarttır. İslam da Evlilik İslam da evlilik konusu son derece önem taşımaktadır. Evliliğin önemini H.Z. Muhammed’in bir hadisiyle açıklamaya başlamak istiyorum. Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Nikah benim sünnetimdendir. Kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir. Evleniniz! Zira ben, diğer ümmetlere karşı siz ve sizin çokluğunuz ile iftihar edeceğim. Kimin maddi imkânı varsa hemen evlensin. Kim maddi imkân bulamazsa nafile orucu tutsun. Çünkü oruç, onun için şehveti kırıcıdır."  H.Z. Peygamberin de böylesine önem verdiği evlilik konusu günümüz insanlarınca pek de hoş karşılanmıyor. Çünkü İslam bir erkeğin dört kadına kıyabileceği nikâhı helal kılarken, karşılığı ödenen cariye kadınlar da yine o erkeğe helal kılınmıştır. Fakat günümüzün feminist kadınsal düşüncesindekiler sorulduğunda Müslüman olduklarına iddia etmelerine rağmen, hadis ve ayetler ile kanıtlanmış emirleri kabul etmiyorlar. Demokrasi adını verdikleri ve demokrasi ile de alakası olmayan düşüncelerini İslam dünyasına dikta ettirmeye çalışıyorlar. “…Yoksa siz Kitab'ın (Tevrat'ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını ... Devamı

Engin DİNÇ - Allah(C.C.)'a Dost Olmak

2012-08-14 03:44:00

  Günümüzün âlimlerinin çoğu İslamiyet’i yaşamayı başarmaktadır fakat İslami Aşk ve tefviz içinde olduklarını söylemek açıkçası zor. Çünkü bir amaç peşinde koşarak bir kitle etkilemeyi amaçlayarak; cemaat toplamak, devletin ideolojisini değiştirmek ya da devlet kurmayı amaçlamak İslam'ın somut kavramlardan vazgeçip, tüm faniyetten uzaklaşarak bedeni ve varlığı Allah(C.C.) yolunda feda etmeye ters düşmektedir. Oysaki gerçek Müslüman; kendisini ve tüm varlığını(eşi ve ailesi de dâhil) Allah(C.C.)’a adayan, O(C.C.)’nun kazasına razı olup ondan gelecek her şeyi sorgusuz kabul edendir. Bir Müslüman kişi eğer Allah(C.C.) katında yükselmiş bir zat olmak istiyorsa; Allah(C.C.)’a dost ve veli olmak istiyorsa; öncelikle kendisini ilim ve irfanla donatmalıdır. Tüm maddi isteklerden feragat etmeli elini açarak dua ettiğinde içinde maddiyat olan(Para, iş, kariyer, eş, çocuk, lüks, şöhret, mülk v.s.) hiçbir şeyin arzusunda olmamalıdır. Nitekim Allah(C.C.) Şûra Suresi 20. Ayette “Kim âhiret mahsülü isterse, onun ürünlerini fazla fazla artırırız. Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama âhirette onun hiç nasibi olmaz.” Demiştir. Mümin yaptığı ve yapacağı her şeyde işini Allah(C.C.)’ın takdirine bırakmalı sonucunda onun için büyük belalar ve ölüm bile olsa buna rızalı olmalıdır. Yine Allah(C.C.)’ın dostluğunu kazanmak isteyen kişi ibadetini tam anlamıyla yerine getirmekle kalmayarak nafile ibadetler yapmalıdır. Nitekim Allah(C.C.) bir Hadis-i Kutsi de: “Kim benim bir dostuma düşmanlık ederse, hiç şüphesiz ben ona harb ilan ederim. Kulum, kendisine farz kıldıkl... Devamı